25 Ocak 2016 Pazartesi

Kitap Yorumu: Marslı


Orijinal Adı: The Martian
Yazarı: Any Weir
Çevirmeni: Emre Aygün
Yayınevi: İthaki Yayınları
Türü: Bilim Kurgu
Baskı Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 416

Altı gün önce, Mark Watney Mars'a ayak basan ilk insanlardan biriydi. Şimdi ise, orada ölmesi neredeyse kesin.
"Sürükleyici… Defoe'nun Robinson Crusoe'su sanki daha zeki biri tarafından yazılmış gibi." -Larry Niven, Hugo, Nebula ve Locus ödüllü Halka Dünya romanının yazarı-
"Bu kitap tam da benim gibi okuyucuların seveceği türden."  -John Scalzi, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin Hugo ve Locus ödüllü yazarı- 
"Andy Weir'in yazdığı Marslı şimdiye kadar okuduğum en iyi bilimsel bilimkurgu romanı. Bu romanı -başka bir kitap hakkında hiç böyle bir şey söylemedim- edebi anlamda da elden bırakmak mümkün değil."  -Dan Simmons, Hugo ödüllü Hyperion serisinin yazarı- 
"Marslı aklımı başımdan aldı!"  -Ernest Cline, Başlat romanının yazarı- 
"Aksiyon ve uzay macerasının kusursuz bir karışımı."  -Library Journal-
"Çok uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap. Zeki, eğlenceli ve gerilim dolu. Marslı, bir romandan isteyebileceğiniz her şeye sahip." -Hugh Howey, Wool serisinin yazarı-

Sevdim mi sevmedim mi karar veremediğim kitaplardan biri daha...


Çıktıkları uzay görevi sırasında yaşanan bir sorun sonucu geri dönen ekibi tarafından, öldü zannedilerek geride bırakılan ve Mars'da hayatta kalma yöntemleriyle aklın sınırlarını zorlayan Mark, çok eğlenceli ve aşırı pozitif bir karakter. Zehir gibi (bazen yok artık dedirtecek kadar) bir zekaya sahip. Ama kesinlikle lanetli. Hiçbir insan bu kadar şanssız olamaz. Yok yani, mümkün değil. Ve hikaye bu konuda biraz absürtleşiyor. Mark'ın zihni her daim aktif halde, sanırım sadece uyurken susuyor. Sürekli bir fikir üretiyor aradan çok kısa bir zaman geçmeden o fikir elinde patlıyor. Bu durum 500 küsür Sol (Mars günü) boyunca bir döngü halinde devam ediyor.

"En büyük tehlike umudunu kaybetmesi. Eğer hayatta kalma imkanı olmadığı sonucuna varırsa, çabalamayı bırakacaktır."

Evren Mark ölsün diye uğraşırken, Mark inadına yaşamaya çalışıyor. Mars Patatesleri, Mars Kahvesi, Hiç Çayı ve bir yığın dolusu vitamin haplarıyla ölüme meydan okuyor.

Hiç Çayı'nın cidden ilginç bir felsefesi var.

"Hayatta küçük şeylerle mutlu olmayı bileceksin."

İyi, hoş... ama verilen aşırı teknik bilgi boğuyor, bitse de gitsek dedirtiyor. Fizik, kimya, biyoloji hatta çok az da psikoloji bilgisi içinde kayboldum. Eğlenceli karakterlere rağmen verilen aşırı sıkıcı bu bilgileri tekrar tekrar ve hatta tekrar okumak cidden rahatsız edici.

Bir "hava kilidi kapısı" muhabbeti var ki abovvv yani.

Tek iyi yanı Mars'a düşme ihtimalim olursa bu bilgiler cidden işime yarayabilir. Yani HİÇBİR ZAMAN. HA!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder