18 Mart 2016 Cuma

Kitap Yorumu: Vanguard (by C.J. Markusfeld)


Orijinal Adı: Vanguard
Yazarı: C.J. Markusfeld
Türü: Yetişkin, Çağdaş Edebiyat, Savaş, Romantik
Baskı Yılı: Temmuz 2015
Sayfa Sayısı: 354

Sophie Swenda, insani yardım vakfında çalışan bir uzman, hayatını zor durumdaki insanları kurtarmaya adamış bir kadın. Konu sevdiği adamın hayatını kurtmaya geldiğinde ise işini daha kişisel bir boyuta taşır. 

Michael Nariovsky-Trent, Balkan doğumlu Amerikalı bir doktor. Sovyet Cumhuriyeti'ne karşı direniş birlikliklerine katılmak üzere gittiği memleketi Orlisia'da ortadan kaybolur ve kendisinden aylarca haber alınamaz. Sophie onun, insanlık dışı faaliyetlerin döndüğü Parnaas esir kapmında sıkışıp kaldığını, savaş esirleri arasında donmaya terk edildiğini düşünür. 

Micheal ile uzun süreli, sorunlu bir ilişkisi olan Sophie, etraflarındaki insanlar ne düşünürse düşünsün gün gelip de beraber olacaklarına her zaman inanmıştır.

Michael'ın asabi halleri, Sophie'nin inatçılığı... ikisinin parlak zekası ve rekabetçi kişiliği ilişkilerini sert bir yola sürükler. Son ayrılıklarından bu yana on yıl geçmiştir ve hala geçmişi geride bırakamayacak kadar inatçı, birbirlerini unutamayacak kadar aşıklardır.


Sophie, son aylarda kendini tamamen Michael'ı bulma görevine adar çünkü bu görev başarısızlıkla sonuçlanırsa uzun süredir erteledikleri aşkları da sonsuza dek yok olacaktır.
Birleşmiş Milletler güvenlik güçleri bir çıkmaza girerken, Parnass kampının lideri Kumandan Jaros ise intikamla yanıp tutuşmaktadır. Tüm bunların ortasından kampa giriş yapan Sophie ve ekibi, Kumandan Jaros kamptaki herkesi katletmeden Michael'ı ve kaptaki diğer esirleri kurtarmaya çalışır. 


Vanguard'ı ilk olarak birkaç yıl önce fanfiction olarak okumuştum ve o zamanlar oldukça etkilenmiş, tüm merakımla hızlıca bitirmiştim. Kitap formunda okuyunca da etkisinden pek bir şey kaybetmediğini fark ettim.

Günümüzde Sovyet Cumhuriyeti'nin hala dağılmadığını ve Litvanya'nın yerini tamamen hayal ürünü olan Orlisia'nın aldığını göz önünde bulundurunca kurgu oldukça ürkütücü görünüyor. Sophie'nin Michael'ı arama, yerini tespit etme ve kurtarma süreci nefes kesici. Sophie, ataerkil bir toplumun kurallarına baş kaldırabilecek kadar güçlü ve tilki kadar kurnaz Kumandan Jaros'u parmağında oynatabilecek kadar zeki bir kadın.

"It’s an eight-letter word. Clue is ‘the leading units moving at the head of an army.’ Any idea what that might be?" Jim was being ridiculously imaginative. Without taking her gaze away from the Commandant’s, she picked up the radio and activated the priority override function. The frequency went quiet, ready for her to speak. Her heart thundered in her chest, every nerve in her body stretched taut. Remember, confidence. Never show fear. "Vanguard," Sophie said into the radio. "The answer is Vanguard."

Michael ve Sophie'nin geçmiş ve şimdiki halleri, diyalogları oldukça eğlenceli. Sivri dilleri ve inatçılıkları her şart ve koşulda devam ediyor. Esir kampında bile!

"He’s showing early signs of post-traumatic stress disorder."
Anjali frowned, pondering that. "Possibly," she conceded. "Or maybe he’s just an arrogant, pig-headed asshole." 
"That’s a disease a lot of people suffer from."

Karakterler, diyaloglar ve hikayenin sürükleyiciliği çok çok başarılı. Tek kusur bulabileceğim noktası kitabın ikinci yarısındaki seks sahnelerinin aşırılığı. Hikayenin politikal yapısına biraz fazla gibi hissettim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder