13 Kasım 2016 Pazar

Kitap Yorumu: The Silent Waters - Elements #3 (by Brittainy C. Cherry)

Orijinal Adı: The Silent Waters (Elements #1)
Yazarı: Brittainy C. Cherry
Türü: Yeni Yetişkin, Romantik
Baskı Yılı: Eylül, 2016
Sayfa Sayısı: 316

Anlar.

Hayatımız bir anlar koleksiyonu gibidir. Bazıları can yakan, geçmişin acılarıyla dolu. Bazıları umut yüklü, yarının vaatleriyle dolu. 

Hayatımda bir çok an yaşadım; beni değiştiren anlar, beni zorlayan anlar. Beni korkutan, içinde yitip gittiğim anlar. Her nasılsa en büyük anlarım, en çok kalbimi kıran ve nefesimi kesenler, hep onunla olanlar. 

Sesimi yitirdiğimde on yaşındaydım. O gün bir parçam benden alındı, benim sessizliğimi duyan tek kişi ise Brooks Griffin'di. Karanlık günlerimin ışığı, yarınlarımın umuduydu, ta ki başına bir trajedi gelene kadar.

Bu birbirini seven ama kendilerini sevmeyen bir kızla oğlanın aşk hikayesi. Bir hayat ve ölüm hikayesi. Sevgi ve tutulmayan sözlerle dolu. 

Anlarla dolu.

Maggie May henüz bir bebekken annesi tarafından terk edilmiş ve babası tarafından büyütülmüştür. Babası, aşkı arayan romantik bir adamdır. Sonunda aşkı bulduğunda Maggie de yeni bir aile bulur. Katie ve iki çocuğu; Cherly ve Calvin ile yaşamaya başlayan Maggie, tüm hayallerinin gerçek olduğunu düşünmeye başlar. Ta ki sekiz yaşındayken yaşadığı korkunç olaya kadar.

"The world keeps spinning because your heartbeats exist."

Çocukça bir fikirle ormanda evlenmeyi planlayan Maggie, Brooks'la buluşmak için ormana gittiğinde hayatını alt üst eden bir trajediyle karşı karşıya kalır. O günden sonra kimseyle konuşmayan, evden dışarıya dahi adım atamayan Maggie May hayatı boyunca o gün yaşadıklarının kurbanı olur.

Maggie'nin gençlik yılları boyunca yanında onun sessizliğine ses olan tek bir kişi vardır; Brooks. Brooks ve onun müziği, Maggie'nin en büyük ilacıdır. Zamanla birbirlerine aşık olan ikilinin arası Brooks'un müzik kariyerine başlaması ve Los Angeles'a gitmesiyle açılır. 

The Silent Waters her ne kadar yeni yetişkin türünde yazılmış bir kitap olsa da aynı zamanda bir coming-of-age hikayesi.

Çocukluğundan bu yana kimseyle konuşamadığı, arkadaş edinemediği ve evinden dışarıya çıkamadığı için Maggie kendini kitaplara adar. Odasındaki kitaplar gün geçtikçe artar ve her bir yeni kitapla yeni bir hayat yaşıp, yeni arkadaşlar edinir ve yeni yerler görür. Maggie için hayat kitaplarda gizlidir.
 
"I’d lived the lives of each character within the walls of my bedroom." 

Maggie May ve kitapları... sanırım kitabın ilk yarısı şimdiye kadar okurken en çok etkilendiğim şeylerden biriydi. İlk yarı diyorum çünkü ikinci yarı için durum farklıydı, oraya da geleceğim. Ama ilk önce Maggie'nin kitaplarla olan yakın dostluğuna değinmek istiyorum. Maggie içinde bulunduğu depresif duruma rağmen oldukça pozitif bir kız. Hiçbir zaman pes etmiyor; okuyor, öğreniyor, dışarıya çıkamasa bile kitaplardaki dünyalarda yeni yerler görüyor, yeni insanlarla tanışıyor. Bazı kitapları birkaç defa okuyor ve hatta, kendisinden bir dönem nefret eden, kızkardeşini bile bir kitap kurduna dönüştürüyor. Sanırım bana göre kitabın en güzel kısmı da Maggie'nin sihirli dokunuşundan sonra Cherly'nin dönüştüğü kadındı. Erkeklerin eziciliğine, hükmediciliğine eyvallah diyen bir kızdan bir feminist yarattı. Sadece tek bir kitapla; The Handmaid's Tale. You go girl!

"A person never reads an outstanding book twice and walks away with the same beliefs. An outstanding book always surprises you and awakens you to new ideas, new ways of looking at the world, no matter how many times the words have been read."

Maggie ve Brooks arasındaki aşk gençlik yıllarında çok naif, okuduğum en güzel romantik hikayelerden biriyken ikinci yarıda boyut değiştiriyor. Evet aşk hala orada ama karakterler, özellikle Brooks farklı. Neden bilmiyorum ama Brooks'un başına gelen olayla beraber yazar biraz bocalamış gibi hissettim. Sevmedim. Hatta Brooks'un birkaç bölümlüğüne dönüştüğü adamdan nefret ettim. 


Yine de ikinci yarıdaki bocalamalara rağmen ben bu hikayeyi çok sevdim ve sanırım Elements Serisi'nin en iyi kitabı diyebilirim. 

"Even on the mornings when you think you won’t make it, by nightfall you realized that you could. That’s my favorite thing about life—that no matter what, it keeps moving on."


Beni INSTAGRAMTWITTERFACEBOOK ve GOODREADS'te bulabilirsiniz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder