6 Kasım 2016 Pazar

Kitap Yorumu: The Winner's Curse (by Marie Rutkoski)

Orijinal Adı: The Winner's Curse
Yazarı: Marie Rutkoski
Türü: Genç Yetişkin, Fantastik, Romantik
Baskı Yılı: Mart, 2014
Sayfa Sayısı: 355

*Kitabın Türkçe edisyonunu Kazananın Laneti adıyla Pegasus Yayınları'ndan çıktı.

İstediğin şeyi kazanmak, sevdiğin her şeye mal olabilir.

On yedi yaşındaki Kestrel, bir generalin kızı olarak savurgan ve ayrıcalıklı hayatının tadını çıkarmaktadır. Arin'in ise sırtındaki giysilerinden başka bir şeyi yoktur. Kestrel, Arin'i kendisine bağlayan fevri bir karar alır ve bununla savaşmaya çalışsalar da birbirlerine âşık olmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Ancak genç âşıkların dünyasında, isyan, düellolar, ahlaksız söylentiler, kirli sırlar ve her şeyin tehlikede olduğu oyunlar hüküm sürmektedir. Birlikte olabilmek için halklarına; ülkelerine sadık kalmak için ise birbirlerine ihanet etmelidirler.
  

Valoryalılar ve Herraniler diye ikiye ayrılan bir coğrafyada, bir zamanlar hüküm süren Herran halkı, onlara karşı savaş başlatan vahşi halk Valoryalılar tarafından alt edilir ve ölüm yerine köle olmayı seçen Herran halkı Valoryalılar'a hizmet etmeye boyun eğer.

"Isn't that what stories do, make real things fake, and fake things real?"

Artık Valoryalılar'ın hüküm sürdüğü imparatorlukta kadınlar ya asker oluyor ya da evliliği seçiyordur. Başka bir alternatif yoktur. Valoryalı bir generalin kızı olan Kestrel'in de başı bu konuda derttedir. Babası ondan asker olmasını, üstün askeri strateji bilgisini ordu adına kullanmasını istemektedir. Kestrel'in ise istekleri bambaşkadır. Valoryalılarca boş bir amaç gibi görünen müzik ve piyano Kestrel'in tüm hayatıdır.

"If a woman can fight and die for the empire, why can't a woman walk alone?"

Bir gün çıktığı pazar yerinde yolu bir köle tüccarıyla kesişen Kestrel, tüccarın satmaya çalıştığı köle için "çok iyi şarkı söyler" demesiyle hiç hesapta yokken en büyük teklifi sunarak köleyi satın alır. Bu durum Kazananın Laneti olarak adlandırılır.

Aldığı köleninevde demirci olarak çalışmasını uygun gören Kestrel, zamanla Arin isimli bu çocukla yakınlık kurar. Arin, göründüğünün aksine bir zamanlar aynı toplaklarda yaşayan kültürlü ve eğitimli bir Herran ailesinin oğludur.

"Happines depends on being free, and freedom depends on being courageous."

Zekaları ile birbirini altetmeye çalışan ikili, değişen şartlarla beraber, asla yanyana gelmemeleri gerekirken birbirinden kopamaz hale gelir.

Stratejileri ile göz dolduran bu ikili belki de kitabın en sevilebilecek noktası. Kökenleri gereği düşman olan iki gencin aslında sadece "insan" kalabilmesi de sanırım en önemli mesaj. Karşı tarafa doğru hissedilen her türlü içgüdüsel nefret dürtüsüne rağmen birbirine çekilen iki gencin sadece kökenleri ile değil aynı zamanla toplumla da mücadelesi konu ediliyor. Cemiyet ortamındaki dedikodular, skandallar, hainlikler, gizli planlar, suikastler, değişen roller ve beklenen büyük savaş ile soluk soluğa bir kurgu.

"Speak, they said. Speak, the kiss answered. Love was on the tip of Kestrel's tongue."

Beklediğimin aksine kitabı çok beğendim. Evet sonuna doğru fazla klişe olan ve hoşuma gitmeyen birkaç olay gelişti ama yine de geneli itibari ile arka kapak yazısından çok daha fazlasını sunuyor. Bir kere karakterlerin zeki ve kıvrak düşüneceleri ve mesafeli romantizmleri sizi direk kendine çekiyor. Yazarın üslubu da çok güzel.

Hatta yazarın bu kitabını yazmaya karar verme hikayesi de oldukça ilginç. Ekonomist bir arkadaşından duyduğu Kazananın Laneti tabiri aklını uzun bir süre kurcalamış ve her zaman büyülendiği eski Roma'yı fon olarak kullanmaya karar vermiş ve ortaya Kazananın Laneti çıkmış.



Beni INSTAGRAMTWITTERFACEBOOK ve GOODREADS'te bulabilirsiniz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder