7 Nisan 2017 Cuma

Kitap Yorumu: Simon vs. the Homo Sapiens Agenda | Becky Albertalli

Orijinal Adı: Simon vs. the Homo Sapiens Agenda 
Yazarı: Becky Albertalli
Türü: Genç Yetişkin, LGBT
Baskı Yılı: Nisan, 2015
Sayfa Sayısı: 320

On altı yaşında ve gey olduğunu henüz kimseye açıklamamış olan Simon Spier hayatındaki dramları göz ardı edip okul müzikaline odaklanmış durumdadır. Fakat yazdığı e-posta yanlış ellere düştüğünde sırrı gün yüzüne çıkma riskiyle karşı karşıya kalır. Şantaj gören Simon, sınıfın şaklabanı Martin'in istediklerini yerine getirmezse cinsel tercihi okulun dedikodu malzemesi olacaktır. Daha da kötüsü e-postalaştığı Blue kod isimli çocuğun da özel hayatı aynı şekilde tehlike altına girmiştir.

En yakın arkadaşlarının arası açılırken, Blue'dan gelen e-postlar flörtleşme boyutuna geçer ve Simon'ın lisedeki üçüncü yılı karmakarışık bir hal alır. Büyük bir değişimle karşı karşıya olan Simon kimseyi kendinden uzaklaştırmadan, benliğiyle barışarak ya da henüz hiç tanışmadığı bu sevimli ama bir o kadar da akıl karıştıran çocukla birliktelik deneyerek sınırlarının dışına çıkmalıdır.

Simon'ın hikayesi gerçekçi ve komik, karakterin kendisi de zaten sivri dilli ama şeker mi şeker bir çocuk. O kadar gerçekçi yaratılmış ki kitap okuduğunuzu yer yer unutuyorsunuz.

"But I'm tired of coming out. All I ever do is come out. I try not to change, but I keep changing, in all these tiny ways. I get a girlfriend. I have a beer. And every freaking time, I have to reintroduce myself to the universe all over again."

Bir gün okulun Tumblr sayfasında gördüğü şiir Simon'ı çok etkiliyor, adeta onun hislerini yansıttığını düşünüyor ve o şiiri yazan kişinin e-posta adresine yazdığı bir mektupla başlıyor her şey. Simon ve karşısındaki kişi birbirlerine yazdıkları e-postları kod isimleri ile imzalıyorlar. İkisi de karşısındakinin gerçekte kim olduğunu bilmiyor. Böyle olması, cinsel terchileri ve hissettikleri hakkında daha rahat konuşabilmelerini sağlıyor. Simon ve Blue'nun maillerini okumak çok keyifli. Grammer takıntılı Blue'ya bayılmış olabilirim :)

Zira Simon da bayılıyor ve bir süre sonra, artık Blue ile yüz yüze görüşmek istiyor ve işte o zaman ilişkileri sarpa sarıyor. Simon, Blue'nun kim olduğunu çözebilmek için adeta okuldaki her erkeği mercek altına alıyor. Bu esnada siz de okurken Simon gibi her ihtamili düşünüp, "acaba x kişi Blue mu???" demeden edemiyorsunuz. Sonuna kadar heyecanlı bir yapboz gibi.

Yukarıdaki kitap özetinde de belirtildiği üzere Simon, insanların bir şantaj sonucu gey olduğunu öğrenmesini istemiyor. Özellikle de ailesi ve arkadaşlarının. Cinsel tercihini neden açıklamak zorunda olduğundan da emin değil. Gey olmak, neden açıklanması gereken bir husus? Kitabın ana fikri bu. Çok doğru bir yerden, gençlere iyi mesajlar gönderdiğini düşünüyorum. Özellikle homofobiklere sağlam eleştiriler yapılmış.

"Why is straight the default? Everyone should have to declare one way or another, and it shouldn't be this big awkward thing whether you're straight, gay, bi, or whatever. I'm just saying."

Mutlaka okuyun! Baştan sona keyifli bir okuma macerasına ve belirli şeyleri gördüğünüzde, yediğinizde (Oreo!), duyduğunuzda aklınıza gelecek karakterlerle tanışmaya hazır olun.

Not: Kitabın Türkçe hakları Pegasus Yayınları'nda.




Beni INSTAGRAMTWITTERFACEBOOK ve GOODREADS'te bulabilirsiniz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder