31 Ağustos 2017 Perşembe

Kitap Yorumu: Yalnızca Millie | Brooke Davis

Orijinal Adı: Lost & Found
Yazarı: Brooke Davis
Çevirmeni: Begüm Kovulmaz
Türü: Çağdaş Edebiyat
Yayınevi: Doğan Kitap
Baskı Yılı: Ekim 2015
Sayfa Sayısı: 256

 Bütün dünyanın aşık olduğu hikaye… Kaybettiğini arayan üç kayıp...

Millie Bird yedi yaşındayken etrafındaki her şeyin ölmekte olduğunu fark eder. Ölü Şeyler Defteri'ne yirmi yedi isim kaydederken yirmi sekizinci Ölü Şey'in babası olacağından ve annesinin kendisini bir mağazada terk edip gideceğinden habersizdir...

Agatha Pantha sarmaşıkların arkasına gizlenmiş penceresinin önünde oturup gelene geçene bağırır, kızgınlığını hiç tanımadığı insanlara haykırır. Kocası öldüğünden beri evden dışarı çıkmayan seksen iki yaşındaki Agatha'nın kaderi, karşı kaldırımdaki küçük kızı fark ettiği gün değişir...

Daktilograf Karl oğlu onu bakımevine bıraktığında, seksen yedi yaşında ve eşini kaybetmiş bir adamdır. Anlık bir uyanışla, hayatta yapmak isteyip de yapamadığı tüm çılgınlıkların peşine düşmeye karar verir. Bakımevinden kaçar ve yolu Millie ile kesişir... Millie, Agatha ve Karl kurallara karşı gelip yaşamanın neye benzediğini keşfediyor...

Yalnızca Millie'nin konusu hakkında kitap özeti dışında eklenecek pek bir şey yok aslında. 80'lerinde iki yetişkin ve küçük bir çocuğun hüzünlü ama macera dolu öyküsü anlatılıyor bize. Annesi tarafından terk edilen Millie'nin, annesini bulmasına yardımcı olan Agatha ve Karl ile çıktığı koşturmacalı bir yol hikayesi. 

Wes Anderson sever misiniz? Onun filmlerini göz önüne getirin; tuhaf birkaç tipin dahil olduğu maceralar silsilesi. Renkli mi renkli, duygusal mı duygusal, komik mi komik. Evet yer yer gülmeden edemedim. Düşünsenize 80'lerinde bir adam kolunun altında bir vitrin mankeni (Manny!) ile yolculuk yapıyor. Cinsel fetişi olduğuna inananlar mı dersiniz, onu toplum içinde cinsel objeyle dolaştığı için trenden atmaya çalışanlar mı... Yahu altı üstü vitrin mankeni, üstelik giyinik durumda! 

Yanındakiler o kadar renkli karakterler ki Millie hep arka planda kalıyor. Evet olay onun etrafında dönüyor ama Millie farklı bir karakter ve ben onu daha fazla okumak isterdim. Sadece yedi yaşında ama çok ilginç düşüncelere sahip. Etrafında şekillenen kalp kırıcı olaylara rağmen umudunu yitirmemiş, annesi geri dönecek diye bekliyor. Gittiği her yerin kapısına, camına, bahçesine, bulabildiği her yere "Buradayım anne." yazıyor. Ve sırf o anlar bile göz doldurmaya yetiyor. 

Kitabın yazım şekli alışkın olduğumuz roman anlatıcılığından biraz farklı. Özellikle kopuk kopuk cümleler, belki de iyi çevirilemediğinden, çok eğreti ve itici duruyor. Diyaloglar paragrafların içinde "" olmadan kayboluyor. İtalik yazılması gereken diyaloglar baskı hataları yüzünden çorba olunca da durum vahimleşiyor. Düpedüz sizi rahatsız ediyor. Yazarın anlatıma alışmak güç, alışınca da kendinizi garip mi garip karakterlerin akışına bırakıyorsunuz. Aslında yer yer çok duygusal. Yani yazar öyle bir cümle yazıyor ki, iç çekip bakakalıyorsunuz. Ama geneli itibariyle kitabı yorumlamak gerekirse kocaman harflerle GARİP derdim. 
 



Beni INSTAGRAMTWITTERFACEBOOK ve GOODREADS'te bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder