20 Ekim 2017 Cuma

Kitap Yorumu: Kusursuzlar | Louise O'Neill

Orijinal Adı: Only Ever Yours
Yazarı: Louise O'Neill
Çevirmeni: Öznur Özkaya
Türü: Distopya, Bilim Kurgu, Genç Yetişkin
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Baskı Yılı: Ocak 2017
Sayfa Sayısı: 400

“Bizim gibi kızlar için eş olmak özgürlüktür.”

Stepford Kadınları, 1984, Damızlık Kızın Öyküsü romanlarının ve Kötü Kızlar dizisinin öğelerini bulabileceğiniz beklenmedik, rahatsız edici ve merak uyandırıcı kusursuzlar kadınların, erkeklere hizmet etmeleri için yaratıldığı bir dünyada geçiyor, bütün kızların ilk görevi güzel olmaktır. Artık doğal yollarla dünyaya gelmiyor, özel olarak tasarlanıyorlar sonra da reşit olana kadar Okullarda, gelecekteki eşlerini tatmin etmek için yetiştiriliyorlar.

Eş olarak seçilemeyenler için ise geriye kalan seçenekler cariye veya Okul’da öğretmen olmak.

Okul’daki son senelerinin stresi artarken, Freida’nın en yakın arkadaşı hiç yapmaması gereken bir şey yapar: Kilo alır. Hemen sonrasında kızların izole ortamına eş seçmeye hevesli erkekler gelir.

Freida geleceği için savaş vermek durumundadır. En yakın arkadaşı, en sevdiği kişiye ihanet etmek zorunda kalacak olsa bile…


Yine bir distopya ve yine bir cinsiyet belası. Kadın olmak neden bu kadar zor? sorularına cevap arayan ve kadın cinsinin, robotik başka bir cinsle yok edilmeye çalışıldığı bir kurgu var karşımızda. Kadın bedeninin ve cinsiyetin standartlaştırıldığı, aslında çok da uzak olmadığımız bir dünyadayız. Kızlar doğal yollarla doğmuyor. Laboratuvarlarda "yapılıyor" ve erkekler için yetiştiriliyorlar. Dört yaşında Okul'a alınıp beden ve güzellik standartları, giyim, kuşam ve daha birçok şey için eğitilen bu kızlar adeta bir fanusta büyütülüyor.

"Kemiklerim genişledikçe cildim küçülüyor. Bedenim sığamıyorum. Kemiklerimin hepsi kırılsın istiyorum. Beni ben yapan tüm pislikten arınmak ve yeni bir hayata başlamak için derimi kazımak istiyorum. Belki o zaman susarlar."

Bu aşamaya kadar oldukça orijinal. Detaylara girildiğinde ise Damızlık Kızın Öyküsü hatırlatıyor. Fakat yaratılan dünya daha futuristik. Daha teknolojik. Buna rağmen zihniyet erkek egemenliğini doruklara çıkarmış durumda. Çok rahatsız edici. Hatta mide bulandırıcı.

Kadınlar erkeğin oyuncağı; vaadi dolduğunda geri dönüşüme gönderilip bir çıtırla değiştirebildikleri seks objesi, oğul verebilirse de belki bir "eş". Erkekle arasında bir eşitliğin asla söz konusu olmadığı "eş".

Okuduklarımız kültürümüz açısından çok yabancı şeyler değil aslında; toplumumuzdaki erkek egemen yapının daha distopik bir versiyonuna şahit oluyoruz. 

Okul'daki kızların yaratılma sebepleri tamamen üreme amaçlı. Görevleri ise gelecekteki eşlerini hem cinsel hem de fiziken tatmin etmek ve yaratıcıları Baba'nın katı kuralları doğrultusunda bir yaşam sürmek. Bu erkek egemen dünya o kadar tiksindirici ki... durumu kelimelerle ifade edemiyorum. Louise O'Neill amacını yerine getirerek insanda güçlü negatif duygular uyandırıyor. Bir feminist olan yazar, bunun tam tersi bir kugu yaratarak, "olmazsa bu olur!" dercesine feminizmin önemine vurgu yapıyor.

Uzun uzun anlatılan güzellik standartları, standart dışına çıkılınca uygulanan işlemler yer yer fazla uzatılıyor gibi gelse de sona doğru fikrim değişti. Yazar istediği noktaya gelebilmek için bunların bilinmesi gerektiğine son elli sayfada tane tane, vurucu bir üslupla inandırıyor. Rahatsız edecek kadar güzel bir kitap. Orijinal mi? Belki değil. Ama bu yazarın çok iyi yazmadığı ve kurgunun güzel olmadığı anlamına gelmiyor. Özellikle de salt apokaliptik distopyalar okumaktan sıkıldığımız günlerde ilaç gibi bir bakış açısı.





Beni INSTAGRAMTWITTERFACEBOOK ve GOODREADS'te bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder