28 Ekim 2017 Cumartesi

Kitap Yorumu: Playboy Pilot | Penelope Ward - Vi Keeland

Orijinal Adı: Playboy Pilot
Yazarı: Penelope Ward - Vi Keeland
Türü: Yeni Yetişkin, Romantik

Baskı Yılı: Eylül 2016
Sayfa Sayısı: 300

Para mı yoksa aşk mı? Siz hangisini seçerdiniz? Kesin "çok basit" diyerek soruyu kafanızda cevapladınız bile.

Benim için bu kadar basit değildi. Bahsi geçen paranın çok fazla olduğundan bahsetmedim değil mi? Hem de çok çok fazla.

Aniden karar verilen bir yolculukta, bekleme salonunda seksi Carter'la karşılaştım. Aramızda samimi bir sohbet geçti. Daha sonra o kendi yoluna gitti, bense kendi yoluma. 

Onu bir daha asla görmeyeceğimi düşünüyordum. Ama kaderin başka planları varmış.

Sürpriz! Adam bindiğim uçağın pilotu çıktı.

Asıl sürpriz ise uçak piste indikten sonra yaşandı. Carter bana uygun değildi, sürekli hareket halindeydi. Aramızdaki o manyetik çekime rağmen bu ilişkinin geçici olduğunu biliyordum. O bana bilet ayarlıyor ben de onunla dünyanın egzotik yerlerine gidiyordum.

Carter'ın eskiden çıktığı kadın uçuş görevlileri ve onun şöhreti ile ilgili dedikodular havada uçuyordu. Neye inanacağımı bilmiyordum ama artık bir bağımlı olmuştum. İşin sonunda incineceğimi bildiğim halde artık hiçbir şey önemli gelmiyordu. Çünkü bu playboy pilotun ayaklarını yere indiren kadın olmak istiyordum.

Her güzel şeyin bir sonu vardır derler değil mi? Ama ben, bizim sonumuzun geldiğini görememiştim.


Vi Keeland ve Penelope Ward okuyan hemen hemen herkes yazarların hep aynı taslak üzerinden farklı karakter yapıları (farkları tartışılır) ve kurgular yazdığını söylüyor; ortada seksi bir adam, ona karşı koyamayan bir kadın, adamın hayatındaki "diğer" kadınlar ve sonu hüsranla biten bir aşk hikayesi... Fakat ne yapar ederler o yine mutlu sona bağlanır. Durum böyle olunca çok büyük beklentiler içerisinde değildim açıkçası ama ne ilginçtir ki ben bu kitabı sevdim.

Playboy Pilot aslında Boss Man/Patron'dan sonra "bir daha Vi Keeland okumam herhalde ya" dediğim bir anda karşıma çıktı. Neyse ki direk kitabın kapağıyla karşılaşmadım, zira okuma yönündeki fikrim değişebilirdi 😒 Tumblr postları sağolsun insanın aklında yokken o kitabı okumaya teşvik edebiliyor. Bu kitap için de tam olarak bu yaşandı. O Tumblr postunu gördüm, bir Beatles hayranlığı sezdim, hemen kitabı açtım ve okumaya başladım.

"Half of the people in the world will tell you to follow your head, half will tell you to follow your heart. My advice, follow the one that isn’t confused. The stronger one will eventually convince the other to fall in line."

Yazarların, bu tür içerisinde sık rastlamadığımız ilginç bir olay üzerinden yürümesi fikri güzeldi. Baş kadın karakterimiz Kendall oldukça varlıklı bir petrol zengini ailenin torunu. Dedesinin mirasından pay alabilmek için yirmi altı (yanlış hatırlamıyorsam) yaşına basmadan bir erkek çocuk doğurması gerekmektedir, çocuğu sahiplenip sahiplenmemesi de önemli değildir; isterse evlatlık bile verebilir. İşin bu kısmındaki mantığı hâlâ anlayamadım ya neyse... Paragöz annesi Kendall'ı sürekli sıkıştırmaktadır. En son çare olarak kız Almanya'da eşcinsel bir çift için taşıyıcı anne olmaya, erkek çocuğu doğurduktan sonra aileye vermeye ve hakkı olan mirası almaya karar verir. Tüm bunlar yaşanmadan önce de ufak bir tatil yapmak ister ve havaalanında nereye gideceğine kararvermeye çalışırken de Carter'la tanışır.

Sonrası yer yer klişe olmasına rağmen bence eğlenceliydi. Dramı bile güzeldi. Hayalkırıklığı yaşamadığım için mutlu oldum. Carter'ın Beatles referansları, her duruma uygun bir Beatles şarkısı bulması, uçuşlarda yolcularına Lucy in the Sky with Diamonds mırıldanması, Matilda adında bir kedisinin olması (benim de aynı isimde bir kedim vardı *somanygalp*) bu kitabı sevmem için yetti de arttı.

Puanlamayı türü üzerinden verdim, yoksa daha cimri davranabilirdim ama siz bu türü seviyorsanız mutlaka okuyun derim.





Beni INSTAGRAMTWITTERFACEBOOK ve GOODREADS'te bulabilirsiniz. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder