7 Kasım 2017 Salı

Kitap Yorumu: Blood for Blood (Wolf by Wolf #2) | Ryan Graudin

Orijinal Adı: Blood for Blood (Wolf by Wolf #2)
Yazarı: Ryan Graudin
Türü: Bilim Kurgu, Tarih, Genç Yetişkin

Baskı Yılı: Kasım 2016
Sayfa Sayısı: 484

Üçüncü Reich ve direniş güçleri arasındaki savaş sona erdi ama mücadele daha yeni başlıyor. Nazi güçleri, Yahudi kampında maruz kaldığı deneyler sonucunda bedenini, yüzünü değiştirme yeteneğine sahip olan Yael'in peşinde. Tüm dünya onu canlı yayında Hitler'e ateş ederken gördü. Fakat bazı şeyler göründüğünden daha farklı ve karmaşık, sonuçları ise ölümcül. Yael ve onun olası yoldaşları düşman sınırına girip Hitler'in ordusuna karşı savaşa girişiyor. Yael için görevini nihayete erdirmekten başka bir çare yoktur, sonuçları ne olursa olsun.

Kaosun ortasında Yael'in geçmişi ve geleceği birbirine girer ve geçmişin hayaletleriyle yüzleşmek zorunda kalır. Yarış arkadaşına duyduğu hisler dostluktan öteye geçerken karanlık sırlarla beraber karanık gerçekler de gün yüzüne çıkar ve karakterlerimiz sevdiğiniz için neleri feda edersiniz sorusuyla karşı karşıya kalırlar.

Wolf by Wolf bittiğinde çılgınlar gibi ikinci kitabı, yani Blood for Blood'ı okumak isteyeceğiniz bir gerçek. Öyle bir noktada bitiyor ki, hani şu cliff-hang dedikleri durum. Yael'i Hitler'i öldürmeye çalışırken bırakmıştık. Tüm dünyanın gözü önünde, canlı yayında kalbinden yediği kurşunla vurulan Hitler'in öldüğüne dair haberler yayılmaya başladığı anda direniş güçleri gerçek mücadeleye başlıyor. Şehirler bir bir düşüyor. Nazi güçleri etkisini yitirmeye başlıyor... ta ki Hitler birkaç saat sonra canlı yayına çıkıp ölmediğini duyurana kadar. Bu noktadan sonra her şey çok daha fantastik bir boyuta geçiyor. Yael'in yeteneğine sahip olabilecek başka kişilerin de olduğu bu noktada aklımıza düşüyor ve her sayfasıyla daha bir şaşırıyor daha bir "bu kadarı da olmaz artık!" diyoruz.

Bu noktada bir detaydan bahsetmek istiyorum sizlere; bu kitabı okuyana kadar haberdar olmadığım bir konu bu. Nazi askerlerinin pek çoğunun Hitler'e ettikleri yemin yüzünden görevlerine devam ettiklerini ve ancak ve ancak Hitler ölürse o yeminin bozulacağını, dolayısıyla Nazi subaylarının geri adam atacağını biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum. Hitler'in ısrarla canlı yayında öldürülmek istenmesinin en büyük nedeni de bu. Onun öldüğüne gözleriyle tanık olacak binlerce subay geri çekilecek ya da direnişle mücadele etmeyecek. Direnişin asıl amacı zaten bu. 

Fakat ölmediği öğrenilen Hitler'in durumuyla beraber tabii ki işler bundan çooook daha karmaşık bir hale geliyor. Defalarca vurulduğu halde Hitler'in neden bir türlü öldürülemediğini, Nazi yönetimindeki kirli işlerinin bitmek tükenmek bilmez durumu, Himmler'in hain planları... Yael ve direnişin etkin isimleri sayesinde ortaya çıkan bu planların kaç insanın canına mal olduğunu düşünmek tüyler ürpertiyor.

Ryan Graudin yine dolu dolu bir kitapla ve yine hop oturtup hop kaldıran, ağzımızı açık bırakan bir kurguyla karşımızda. Kitabın başından sonuna hep ölüm korkusuyla beklemek ve en sonunda tam da düşündüğünüz kişilerin ölmesi can yaksa da Yael'in Japonya'dan Almanya'ya dönüş yolculuğu, yolda ve Almanya sınırları içerisinde başına gelenler, hepsi ayrı ayrı birer heyecan faktörü. 

İkileme bitince benim için Wolf by Wolf defteri kapanmadı elbette; henüz okunmamış iki adet novella var. Biri Adele Wolfe'nin hikayesini (Storm After Storm) diğeri ise belki de bu kurgudaki en sevilen karakter olan sivri dilli, Yael'in başının tatlı belası Luka'nın geçmişini (Iron to Iron) anlatıyor.  Iron to Iron için henüz ruhen hazır değilim ama ikisi de en kısa zamanda okuyacaklarım listesinde.

Son olarak: Ne yapın edin bu ikilemeyi okuyun. Okuyunca görüşlerinizi de benimle paylaşmayı ihmal etmeyin :)






Beni INSTAGRAMTWITTERFACEBOOK ve GOODREADS'te bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder